Film ve filmin ismi arasında müthiş bir uyum var. Savaşı merak eden, heyecanlı bir gencin savaşa gidip gerçeği görmesini anlatan bu yapıt 1943 yılında 600'den fazla köyün, yurttaşlarıyla birlikte yakıldığı Beyaz Rusya'da geçiyor. En önemli özelliği ise bir anda ortaya çıkıp herkesi kurtaran bir kahraman yok. Klimov, soykırımı ve vahşeti salt bir şekilde seyirciye sunarak ve bunu yaparken ajitasyondan kaçarak bir belgesel çıplaklığında akıcı ve acımasız bir eser ortaya koymuştur. Rus sinematografisinin tüm öğelerini bu filmde görebiliyoruz. Köy, ahşap evler, yoksulluk, orman, bataklık ve pislik. Film başlar başlamaz dünyada cehennemi yaşayan insanları görebiliyoruz. Yaşama hakları ve özgürlükleri ellerinden alınmış bir milletin yaşam mücadelesini tüm gerçeklikleriyle izliyoruz. Bu film insanı insanlığından utandıran cinste bir film. Filmin ilk sahnesinden başlayarak birçok sahnede oyuncular kameraya bakarak konuşuyor. Böylece seyirci ve oyuncular arasındaki dördüncü duv...
içimden nasıl geliyorsa