Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mart, 2024 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Yazgı: Var Olmayı Reddetmek

                                             "Annem ölmüş bu sabah, belki de dün gece, bilmiyorum"     Albert Camus'un varoluşçuluğu absürtleştirdiği "Yabancı" isimli eserinden uyarlanan bu filmi anlamaktan ziyade sorgulamaya çalışmak önceliğimiz olacaktır.       Yabancı olmak yabancılaşmak kavramı öncelikli olarak Marx ile hayat bulsa da üretim süreçlerinde devrim yaşandığı dönemlerde Taylorizm ve Fordizm gibi işçi-tüketici, işçi-patron ilişkilerini ele alan tüm fikirlerde insanın kendi doğasına yabancılaşması olarak karşımıza çıkmaktadır. Burada asıl tartışma konusu, suçun topluma yabancılaşan insanda mı yoksa onu topluma yabancılaştıran düzende mi olduğudur. Çünkü birçok filme, kurama, düşünceye konu olan yabancılaşma sürecinde sisteme ayak uyduramayan veya bu sisteme karşı olanların toplumda sosyal dışlanmaya maruz kalac...

un homme qui dort

  "Uyuyan adam"  Her şeyden önce bu, Fransız sinemasının varoluşsal yansımasıyla kaynaşması meselesidir. Konu, hızla çılgınlığa dönüşen ve yavaş yavaş aşırı düşünce tarzlarına doğru ilerleyen bu felsefi meditasyonun mantığını takip ediyor. İzleyiciyi filmde üç şey bekliyor: bir anlatıcı, bir karakter ve Paris. İzlemeden önce aklıma sıradan bir hayatı olan ve bundan çıkamayan bir adam profili canlanmıştı. Filmi izlerken detaylı bir şekilde "kendimizi ve geneli merkeze alıp dışarıda kalanları ötekileştirmenin" mantıklı olup olmadığını düşündüm. Kime sorsam herkes "renkler ve zevkler" tartışılmaz der ancak sadece bu tartışılır ve insanlar Gofman'ın deyişiyle "damgalanır". Ancak bir yandan da düşündüğümde karakterin kendi dünyasından baktığımızda belki de uyuyan adamın diğerleri olduğunu ve onun bilinçli bir şekilde kendini toplumdan soyutladığını da görebiliriz. Bence bu filmde ikinci dediğim daha ağır basıyor. George Perec aslında uyuyan adama ...